Yazı Detayı
27 Eylül 2020 - Pazar 19:51 Bu yazı 123 kez okundu
 
FARKLI DİLLERİ KONUŞUYORLAR
Tosun ÜLGE
 
 

Türkiye’nin bütünü 83 milyon ama aynı coğrafyada yaşamamıza rağmen Türk siyaseti aynı dilleri konuşamıyor. Muhalefet sürekli yokluktan, işsizlikten bahsederken, iktidar sürekli ekonomimiz uçuyor diyerek ülkenin gidişatının iyi olduğunu ima ediyor. Kim doğruyu söylüyor bunu anlamak için pazara çıkmamız yeterli bence.

Geçtiğimiz günler Türk Tabibler Birliğini ziyaret eden Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanının oradaki konuşması sosyal medyada alay konusu oldu. Kılıçdaroğlu Tabibler Birliğinde yaptığı konuşmada iktidara seslenerek, “kahvehaneleri açıyorsun ama oyun yasak diyorsun” bu olmaz dedi. Kılıçdaroğlu, kahvehanelerde oyunun serbest olmasını savundu. Gerekirse her oyuna yeni deste kağıt açılarak kahvehanelerde oyunun serbest olması gerektiğini iktidara iletti. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri AK Partililer tarafından alay konusu oldu. Aslında Kılıçdaroğlu bir kitlenin feryadını dile getirdi. Ama AK Partililer ayrı dünyada yaşadığı için o kitlenin feryadı onları ilgilendirmiyordu. Türkiye’de 700 bin tane resmi kahvehane var. 700 bini beşle çarparsan 3,500 milyon insan yapıyor, işte Kılıçdaroğlu kahvehanelerdeki bu sorunu dile getirdi. Bu insanların mağdur olduğunu söyledi ama kendisiyle dalga geçtiler. Her zaman yaptıklarını yaptılar.

Bu olayın ardından Cumhurbaşkanı ve AK Parti genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep’te 300 fabrika açılışı yaptı ve uçan araba yapacağız dedi. Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler görmediği fabrikaların açılışını alkışladılar.

İşte onun için diyorum ki aynı coğrafyada yaşıyoruz aynı havayı tenefüs ediyoruz ama aynı dilden konuşamıyoruz konuşmamızda imkansız. Olmayan yerli uçaklara, olmayan yerli otomobillere inanıyoruz ama 3,500 milyon mağdur insana inanmıyoruz. İşte siyasette geldiğimiz son durum bu. Allah bizi ıslah etsin.

Covid-19 son günlerde artmaya başladı. Fedakar sağlık çalışanlarımız hayatlarını risk ederek can kurtarmak için gece gündüz çalışmaktadırlar. Onlara ne kadar teşekkür etsek ne kadar minnetlerimizi iletsek az kalır. Onlar bizden minnet ve teşekkür beklemiyorlar, alkışda beklemiyorlar. Sadece kendi sağlığımız için dikkatli olmamızı istiyorlar. Biz ne yapıyoruz en ufak bir olayda sağlık çalışanlarına saldırıyoruz. Geçenlerde sosyal medyada ve haberlerde paylaşılan o fotoğraf Türkiye’nin yüz karasıdır. Ankara Keçiören’de hastaneyi basan ve sağlık çalışanlarına saldıran bu insan müsvettelerini şiddetle kınıyorum. Bu nedir yaaa. Tırnağımız kırılsa gideceğimiz ilk yer hastanedir, bize yardım edecek insanlarda doktor ve hemşirelerdir. Onlara saldırmak ne demek yaa. Hiç mi utanmıyorsunuz? Sağlık çalışanlarına şiddet olayları son günlerde yine fazlalaştı bu konuda alınan tedbirler yeterli gelmiyor, bu olay mecliste tekrar gündeme gelmeli konuyla ilgili ağırlaştırılmış bir yasa çıkartılmalıdır.

Doktorda hata yapabilir, hemşirede hata yapabilir herhangi bir sağlık çalışanıda hata yapabilir sonuçta hepimiz insanız, hatalar insanlara mahsustur. Doktorun bir hatasının, hemşirenin bir hatasının sonu şiddet olmamalıdır. Her türlü şiddeti kınıyorum.

Son günlerde kadına şiddetde de bir artış olduğunu gözlemliyorum. Kadına dayak atmak en kolay iştir. Kadın erkekten güç olarak biraz daha güçsüzdür. Zaten gücünü kadında deneyen erkek benim gözümde erkek değildir. Kadına şiddet yasasıda tekrar gözden geçirilmelidir. Canı isteyen ya eski karısını öldürüyor yada eski sevgilisini. Bu nedir yaaa. Nerede yaşıyoruz biz Türkiye bir hukuk devletidir cezaları sadece mahkemeler verir. Herkes kendi cezasını kendisi keserse Türkiye’de adalet olmaz.

Güzel bir gün dileklerimle herkese iyi haftalar diliyorum.

 
Etiketler: FARKLI, DİLLERİ, KONUŞUYORLAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı